Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Türkiye, “Beşar Esad derhal gitmeli” parolasına endeksli Suriye politikasına, ABD ile Rusya arasındaki restleşme ve müzakerelerle şekillenen yeni istikamete göre ayar yapmakta zorlanıyor. Moskova'da Rus lider Vladimir Putin ile görüşmesinin ardından Erdoğan'ın “Esadlı geçiş olabilir” sözüne düzeltme yine kendi hükümetinden gelmişti. Başbakan Ahmet Davutoğlu “Esad'ın işbaşında olmasının geçiş yönetimini geçiş yönetimi olmaktan çıkartacağı kanaatindeyiz. Kanaatimiz değişmedi” demişti. Ankara ciddi bir açmazla karşı karşıya ve bu gelgitler değişim bunalımının dışa vuran yansımaları.
19 Ekim'de üst düzey bir yetkili bazı köşe yazarlarına “off the record” açıklamalarda bulundu. Aralarında Türkiye, ABD, Fransa, Britanya, Almanya, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin olduğu dokuz ülkenin, başında Esad'ın bulunduğu 6 aylık geçiş formülü üzerinde uzlaştıklarını söyledi.
Toplantıya katılan ‘seçilmiş' meslektaşlarımızın aktardığı bilgilere göre Türkiye, başında Beşar Esad'ın bulunduğu süreli bir geçiş yönetimine iki şartla onay verdi:
Süreç mutlaka Esad'ın görevden kesin olarak ayrılmasıyla sonuçlanmalı.
Ordu ve istihbarat birimleri başta olmak üzere hiçbir önemli kurum Esad'a bağlı olmamalı. Yani Esad tamamen sembolik bir başkan olarak geçiş sürecini tamamlamalı.
Gazetecilerden biri ‘süreli sembolik başkanı' formülünü “Almanya Cumhurbaşkanı”na benzetirken bir diğeri “etkisiz ve yetkisiz onursal bir devlet başkanı” diye tanımladı.
Esad'ın kaderine dair şart da şöyle formüle edildi: “Geçiş yönetimi hem Esad sonrasına ülkeyi hazırlasın hem de Esad'ın savaş suçlarından yargılanıp yargılanmayacağı ya da sürgüne gidip gitmeyeceğini belirlesin”.
Yine brifingde verilen bilgilere göre geçen ay New York'ta ABD Başkanı Barack Obama'nın Vladimir Putin'le baş başa görüşmesinden önce adı geçen dokuz ülke bir araya gelip geçişin şartları konusunda mutabakata vardı. Obama da mutabakatı 28 Eylül'deki görüşmede Putin'e sundu. Rusya olumlu ya da olumsuz yanıt vermedi. Bunun üzerine Rusya'ya “Esad'ı siz alın o zaman” denildi. Rusya da “Bizim Batı ile ilişkilerimizde bir engel olarak karşımıza çıkar. Savaş suçlusu olarak bizden istenebilir” karşılığını verdi.
Bir başka gazetecinin aktardığı bilgilere göre Türkiye ayrıca 5-6 maddelik bir plan hazırladı. Sinirlioğlu bu planı 17 Eylül'de Rus mevkidaşıyla; Erdoğan da 23 Eylül'de Putin'le paylaştı.
Brifing Ankara'nın Suriye'deki gelişmeleri ve aktörleri algılama şekli ve düzeyine dair de önemli ipuçları veriyor.
Bunlardan birkaçı şöyle:
Rusya, İran'ın “aksi halde Esad düşmek üzere” ısrarı üzerine askeri harekâta ikna oldu.
Kudüs Tugayları'nın komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani, Bağdat'tan Şam'a taşındı. Süleymani sadece Hizbullah değil, Şii ve Esad yanlısı milisleri de komuta ediyor.
İran'ın kara desteğiyle PYD Halep ve Afrin arasında bir koridor açmak istiyor.
ABD'den sonra Rusya'nın da PYD'yi meşru güç olarak görmesi Ankara için önemli bir sorun. Türkiye ABD'nin verdiği silahlar Türkiye'ye karşı kullanılırsa PYD'yi de vuracağını Washington'a iletti. ABD'ye PYD'ye yardımından dolayı “Birkaç bin kişilik gücü müttefikinize tercih mi ediyorsunuz” denildi.
El Kaide'nin Suriye kolu Nusra Cephesi, İslam Devleti'ne (IŞ)(İD) PYD'den çok daha fazla hasar verdi. Ankara “Nusra'ya terörist olduğu için silah vermiyoruz, PYD'ye de verilmesin” dedi.
(IŞ)İD, Esad rejimi ve PYD, 28 Mayıs'ta Haseke'de bir anlaşma yaptı. Yani PYD hem ABD'lilerle çalışıyor hem Esad hem de (IŞ)İD'le.
Rusya PYD'nin yardımıyla Kamışlı ve Haseke'de askeri yığınak yapıyor.
İran da PYD ve (IŞ)İD'le anlaştı. PYD İran ve Esad'la, Esad da (IŞ)İD ve PYD ile toplantılar yaptı.
Ankara 6 Temmuz'dan beri (IŞ)İD'le savaşta ama bu örgütün reklamını yapmak istemediği için bunu açıkça dillendirmiyor.
Daha önce bu tür brifinglere katılmış bir gazeteci olarak doğruluğu fevkalade tartışmaya açık olan iddiaların bir ‘devlet bilgisi' olarak servis edilmiş olması bana şaşırtıcı gelmiyor.
Türkiye, Suriye'de gerçeklikten kopalı çok oldu. Ta işin başında Suriye tahlilleri ciddi saha bilgilerinden yoksundu. Acı dersler saha bilgilerinin ne denli teyide muhtaç olduğunu söylüyor ama ‘dedikodu' tadındaki yüksek düzeyli brifingler alışkanlıkların hiç değişmediğini gösteriyor.
Türkiye kendi ezberlerini bozmamak için asla Suriye ordusunun (IŞ)İD mevzilerine yönelik bombardımanlarını görmek istemedi. Kürtlerin de kendi gündemleriyle hareket edemeyeceğini düşündü. Kürtler olsa olsa birilerinin maşası olabilirdi. Hakeza Rojava'daki özerklik hareketinin Kürtlerden ibaretmiş gibi olduğunu düşünerek yereldeki dinamiklerin gücünü göz ardı etti.
Şam yönetiminin ezeli düşmanı ABD'nin ortağı haline gelen PYD-YPG dünün Ankara'sına göre Esad'ın Kürt şebbihalarıydı.
Bugün Suriye'nin kuzeyinde Türkiye'nin desteklediği silahlı grupların çoğu, krizin ilk yıllarındaki Ankara'ya göre Esad'ın devrimi zehirlemek için Sednaya hapishanesinden bıraktığı kişilerce kurulmuştu.
Nasıl olduysa Türkiye, Rusya'nın Orta Doğu'daki en kritik müttefikini satacağı fikrine kapıldı. Bu yüzden şimdi fena halde Rusya'nın baş döndürücü müdahaleleri karşısında şaşkın.
Suriye politikasının şekillenmesinde ‘muhalif' ya da İslamcı örgütlerle ‘ideolojik angajmanı' olan kaynaklardan gelen tartışmalı bilgiler etkili oldu. PYD-Esad, (IŞ)İD-PYD, (IŞ)İD-Esad, İran-(IŞ)İD iş birliğine dair iddiaları İstanbul merkezli muhalif figürlerden duymak mümkün. Ama bunların Dışişleri Bakanı tarafından diplomatik temaslarda ya da kamu diplomasisinde kullanılıyor olması Türkiye'nin sağlıklı bir çıkış bulmasını zorlaştırıyor.
Şimdi yanlışlıklardan dönme zamanı ama Ankara bunu yaparken de sağa sola çarpıyor. Bu yüzden sadece en önemli ticari ortağı Rusya, kritik komşuları İran ve Irak değil, NATO'daki müttefiki ABD ile de kavga ediyor.
Ayrıca Türkiye'nin Esad'lı geçişe onay verdiğine dair mütalaalar Rusya'nın Suriye'ye doğrudan askeri müdahalesinden önceydi. Hızla değişen koşullara rağmen New York'taki ortak duruş Ankara açısından hala değişmemiş gözüküyor. Hâlbuki Türkiye'nin geçiş sürecinde liderlik etmelerini umduğu gruplar, Rus bombardımanı, Suriye ordusu, Hizbullah, rejimin milis gücü olan Ulusal Savunma Güçleri, Baas üyelerinden oluşan Baas Tugayları ve Iraklı milislerle kurulan Neceba Hareketi'nin karadan yürüttüğü savaşlar karşısında her gün geriliyor. Yani Rusya, alternatif diye sunulan unsurların belini kırarak Türkiye ve müttefiklerinin elindeki kartı işlevsiz kılıyor. Haliyle New York'ta 9 ülkenin sunduğu formülü yorumsuz bırakan Rusya'nın sahada bütün dengeleri Suriye ordusu lehine değiştirdikten sonra vereceği yanıt dünden çok farklı olacaktır.
Yine Ankara bölgesel olaylarla ilgili okumalarında komplolara ziyadesiyle yer açıyor. Yerel dinamiklerin direnme ve organize olma kapasitesini küçümseyip İran ve Rusya'nın Şam üzerinde mutlak belirleyici güç olduğu yanılgısına kapılıyor. Rusya ve İran'ın Suriye'de var olma şansı önemli ölçüde Şam yönetiminin idare kapasitesiyle ilgili. Rusya'nın askeri varlığını ve İran'ın organizasyon çabasını işlevsel kılan Suriye ordusu ve istihbaratının operasyonel kapasitesidir. Suriye yönetiminin edilgen değil direngen karakteri orada uyumlu bir cephe ortaya çıkarıyor. Ankara'nın gözardı ettiği en önemli noktalardan birisi bu. Rusya'nın silahlı isyan çıkartarak rejim değiştirme taktiklerini reddeden politikasını Suriye'yi bu denli sağlama aldıktan sonra değiştirmeye zorlayacak olan nedir? Atlanan bir diğer nokta da bu.
Fehim Taştekin